16 Ekim 2026 Cuma/
2026 Ceza Hesapla
Ana Sayfa/İSG Profesyoneli & OSGB/Normalleşen Sapma: Tehlikeli Olanın Zamanla Olağanlaşması

Normalleşen Sapma: Tehlikeli Olanın Zamanla Olağanlaşması

Güvensiz bir uygulama uzun süre kazasız sürdüğünde neden olağan görülmeye başlanır? İdil Şen Gündüz, normalleşen sapmada çalışanların, yöneticilerin ve İSG profesyonellerinin rolünü ele alıyor.

İdil Şen Gündüz

İSG, Kalite ve Denetim Koordinatörü

İGU-264651

15.10.2026
•
4 dk okuma
Paylaş:WhatsAppLinkedInX
Normalleşen Sapma: Tehlikeli Olanın Zamanla Olağanlaşması

Bir işyerinde ilk kez karşılaştığımız güvensiz bir durum ya da davranış hemen dikkatimizi çeker. Uygunsuzluğu kayıt altına alır, önlem alınmasını isteriz. Ancak aynı uygunsuzluk günlerce, aylarca hatta yıllarca sürdüğü halde herhangi bir kaza yaşanmazsa, ona bakışımız da yavaş yavaş değişebilir. Başlangıçta kabul edilemez bulduğumuz durum ya da davranış, giderek alışılmış çalışma düzeninin bir parçası haline gelir.

Tehlike mi ortadan kalkmıştır, yoksa biz mi ona alışmışızdır? Normalleşen sapma, başlangıçta güvensiz bulunan bir durum veya davranışın, olumsuz bir sonuç yaşanmadığı için zamanla olağan kabul edilmesidir.

Buradaki kritik nokta, tehlike aynı kalırken zamanla bizim onu algılama biçimimizin değişmesidir.

Devre dışı bırakılmış makine veya ekipman koruyucuları, gerekli güvenlik önlemleri alınmadan yapılan yüksekte çalışmalar ya da sürekli ertelenen bakım faaliyetleri… Tüm bunlar zamanla işyerinde olağan karşılanan, hatta sorgulanmayan uygulamalara dönüşebilir.

Üstelik bu süreç her zaman bilinçli bir tercihle başlamaz. İşlerin bir şekilde yürütülmesini önceliklendiren yaklaşım, zaman kısıtları veya kaynak yetersizliği nedeniyle başvurulan geçici çözümler, fark edilmeden kalıcı uygulamalara dönüşebilir.

Bir uygulamanın bugüne kadar kazaya yol açmamış olması, güvenli olduğunun kanıtı değildir.

Sapmayı Kim Normalleştiriyor?

Normalleşen sapmayı yalnızca çalışanların güvensiz davranışlarıyla ya da yönetimin eksiklikleriyle açıklamak, sürecin bütününü görmemizi engeller.

Çalışanlar açısından bakıldığında, yıllardır kullanılan bir çalışma yönteminin değiştirilmesi her zaman kolay olmayabilir. Alışkanlıklar, deneyime duyulan güven ve “Biz hep böyle çalıştık, bir şey olmadı” düşüncesi, yeni güvenlik önlemlerine karşı direnç oluşturabilir. Kimi zaman güvenli çalışma yöntemleri işi zorlaştıran veya yavaşlatan uygulamalar olarak görülebilir. Ancak bu yaklaşımın arkasında yalnızca bireysel tercihler değil, çalışanların içinde bulunduğu çalışma koşulları da olabilir.

Orta kademe yöneticiler ise bu alışkanlıkların sürdürülmesinde veya değiştirilmesinde belirleyici rol oynar. Ekip liderleri, vardiya amirleri ve birim yöneticilerinin günlük kararları, sahada hangi uygulamaların kabul gördüğünü doğrudan etkiler. Güvensiz uygulamaların sorgulanmadan sürdürülmesi ya da gerekli önlemlerin hayata geçirilmesi, büyük ölçüde bu yöneticilerin yaklaşımıyla şekillenir.

Ancak sorumluluk burada da bitmez. İşverenin ve üst yönetimin İSG süreçlerini yeterince sahiplenmemesi, yalnızca iş sonuçlarına odaklanması ya da güvenliğin sağlanmasını alt yönetim kademelerine bırakması, güvensiz uygulamaların kurum genelinde kanıksanmasına neden olabilir. Oysa yetki devri, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Güvenlik kültürü, üst yönetimin yalnızca politika belirlemesiyle değil, bu politikaların uygulanmasını desteklemesi, gerekli kaynakları sağlaması ve sonuçları takip etmesiyle güçlenir.

Dolayısıyla normalleşen sapma, tek bir kişinin davranışından çok, çalışanların alışkanlıkları, yöneticilerin günlük tercihleri ve üst yönetimin öncelikleri arasındaki etkileşimle şekillenebilir.

Peki biz iş güvenliği profesyonelleri bu sürecin neresindeyiz?

Tespit ederek işverene bildirdiğimiz, alınması gereken önlemler konusunda rehberlik sunduğumuz bir uygunsuzluk uzun süre giderilmediğinde, sürecin neden ilerlemediğini ve takip yöntemlerimizin nasıl geliştirilebileceğini de değerlendiriyor muyuz?

Aynı uygunsuzluğun her denetimde yeniden kayda geçirilmesi, o riskin yönetildiğini göstermez. Belki de asıl sormamız gereken soru şu: İSG profesyonelleri olarak mesleki sorumluluklarımız çerçevesinde çözüm için farklı yollar aramaya devam ediyor muyuz?” Çünkü bir uygunsuzluğun neden giderilmediğini bilmek, onun giderilmemesine alışmayı haklı çıkarmaz.

Alışkanlık, Güvenliğin Yerini Almamalı

Normalleşen sapmayla mücadele, yalnızca çalışanları daha dikkatli olmaya çağırmakla, yöneticilere sorumluluklarını hatırlatmakla ya da uygunsuzlukları kayıt altına almakla sınırlı kalamaz. Asıl önemli olan, sahadaki güvensiz uygulamaların neden sürdüğünü anlamak ve bu uygulamaların değiştirilmesini sağlayacak ortak bir yaklaşım geliştirmektir. Bunun için çalışanların katılımı, yöneticilerin kararlılığı ve üst yönetimin desteği birbirini tamamlamalıdır.

Unutmamalıyız ki bir tehlikenin uzun süredir var olması, onu kabul edilebilir hale getirmez. Aksine, zamanla alıştığımız ve sorgulamaktan vazgeçtiğimiz her güvensiz uygulama, güvenlik kültürümüzün yeniden değerlendirilmesi gereken bir yönünü ortaya koyar.

Belki de hepimizin kendisine sorması gereken soru şu:

Bugün güvensiz olduğunu bildiğimiz bazı uygulamaları, gerçekten kabul edilebilir oldukları için mi sürdürüyoruz, yoksa uzun zamandır böyle çalışmaya alıştığımız için mi?

Bu İçeriği Faydalı Buldunuz mu?

İSG ekibinizle veya iş güvenliği gruplarında paylaşın:

Paylaş:WhatsAppLinkedInX
Normalleşen Sapma Nedir? İş Güvenliğinde Riske Alışmak | İSG Gündem